Birazcık Gözlem, Birazcık Kulak Misafirliği

Gördüklerimi ve duyduklarımı birazcık da komikleştirerek, iki bardak çay ve bir dilim kek eşliğinde ki aile sohbetlerinde anlatırken, “Nasıl başladı” sayfamda,
“Söz Uçar Unutulur, Yazarsan Kitap Olur”
önerisinde bulunan kişilerden, benim de ilk yazı denememden bahsetmiştim. Şimdi de o hikayeleri oluştururken, insanların günlük yaşamlarında ki rutin hâllerini, ansızın gelişen olaylara verdikleri tepkileri mizah penceresinden yorumlayıp,
“Bunu birazcık süslesem, çok komik bir hikâye olur”
kısmını anlatmak istedim.

Aslında uzun zamandır, gözlemlediklerimi daha eğlenceli hâle getirmek için mübâlağa yaparak hikâyeler anlatıyordum. Fakat bunu kâğıda dökmenin, anlatmak kadar eğlenceli olduğunu ilk başarılı hikâyemde anlamıştım.

O hikâyenin bir diyaloğunu yazarken, gülmekten ne yazacağımı unutup değiştirmek zorunda bile kalmıştım. Tabii durum böyle olunca da gülerken bile ara vermeden yazmaya devam edip, daha sonra yeniden başa dönüp hikâyemin son hâlini hazırlamam gerektiğini öğrenmiştim.

Tabii, bu başa dönmeler kısmında da “Burada mizah tonu bir kat artmalı.” diye düşündüğüm satırlar karşıma çıkıyordu. Bununla karşılaştığımda da bu sefer düşünmek için ara vermem gerektiği kanaatine varmıştım.

Bu ara vermelerin bazen uzun sürdüğünü, tekrar geriye dönmemek için de o kısmı tamamlayıp hikâyenin diğer bölümlerine geçmenin daha sağlıklı olacağını düşünüyordum. Mola sırasında ise sadece düşünmek değil, aynı zamanda yazmamın en değerli kaynağı olan insan manzaralarını seyretmeyi ihmal etmiyordum. Neden derseniz;

O hikâyemde aradığımı bir türlü bulamamıştım. Yazmaya ara vermeye karar verince de yemek yemeyi düşünmüş ve daha önceden de gittiğim bir restorana oturup yemeğimi yemiştim. Çayımı içerken bir taraftan hikâyedeki diyaloğu düşünüyor, diğer taraftan da insanları seyrediyordum. O esnada daha önce de gördüğüm fakat neden dikkatimi çekmediğini anlamadığım bir kişiyi fark ettim. Bu kişinin görevi, restoranın önünden geçenler arasında “Bunlar kesin yemek yiyecek.” dediği kişileri tespit edip, kendi çalışmış olduğu restoranda oturmaları için ikna etmekti. Kendisini izlediğim sırada, bu konuda ki hünerlerini göstermek için üç kişiyi tespit etmiş, iki kolunu sağa sola açmış ve “Hoş geldiniz.” diyerek karşılamamış, bir nevi zorla durdurmuştu. Sonrasında, karşısındakilerin konuşmasına pek fazla müsaade etmeden, sağ eliyle sürekli restoranın içerisini göstererek “Sizin için en doğru yer burası.” mesajı verip ikna etmeye çalışmıştı. Aslında ben, ikna etmeye çalışmıştı derken o ikna etmişti bile. Bir diğer olasılıksa; ellerini mangalı yeller gibi sallamasından, karşısındakiler hipnotize olmuş da olabilirlerdi.

Fakat öyle ya da böyle içerdelerdi ve otopark değnekçisi gibi içeri aldığı kişileri güvenli ve aç bir biçimde garsona teslim etmişti. Görevini sonuna kadar, eksiksiz olarak yerine getirdikten sonra da yeniden görev yerine dönmüştü. Bunlarla birlikte, dikkatimi çeken diğer bir detay da masasında hiç eksik olmayan, bittiğinde kendisi gidip almazsa eğer birisinin mutlaka bıraktığı çay olmuştu. En kritik detay ise şuydu; sıcak ya da beklediği için soğumuş olsa bile ziyan etmemek için sonuna kadar mutlaka içiyordu. Yine aynı “Ziyana Hayır” sloganı vurgusunu yapar gibi, masada bulunan muhtemelen de soğumuş bir bardak dolusu çayı bir dikişte içip bitirmişti. Sonrasında da müşterilere yakın, sözlü ağıt kıvamında minik bir yardım talebi için seslenen kişi dikkatini çekmiş ve hiç seslenmeden onu seyretmeye başlamıştı. Onun dikkatini çekince, benim de görmem gereken bir detay olduğunu düşünüp izlemeye başlamıştım. İyi ki de öyle yapmışım!

İkinci kitabım için nur topu gibi “Dilencilik Fakültesi” hikâyemi yazmıştım. Başka bir hikâyenin diyaloğunu düşünmek için gittiğim yerde, bir hikâye daha bulmuştum. Ama kitaba dâhil ettiğim hikâyenin içinde, onu görmemi sağlayan kişiden hiç bahsetmemiştim. Hatta “Dilencilik Fakültesi” hikâyesinin kahramanı ile arasında geçen “Tahminen ne kadar kazanç var bu işte?” sorusunu sorduğunu da duymuştum ama yine de onu hikâyeye dâhil etmemiştim. Kısmet burada yazmakmış.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top